Archive for June, 2007

Ben Mono – Protection

Bu akşam Radar’da coşacak, taşkınlık çıkarıp eğlenceye doyacak olmamız vesilesi ile daha light bir içerik koymuş gibi gözüksek de, Etrafta okurları görünüşe aldanmamayı bilirler. Üstteki çok basit animasyon video klip yine çok basit bir fikri anlatıyor: düşük kalite = yüksek kâr.

1 comment June 30th, 2007

Hasretini çektiğim dışavurum-II

Daha önce buradan Erol Büyükburç’un bir yarışma programında kızgınlıgını nasıl başarıyla ifade ettiğini izlemiştik. Burada gördüğünüz çocuk 1997 yılının başında ailesinden noel hediyesi olarak “nintendo 64” alıyor. Mutluluğunu gösterme yeteneğine imrenerek bakıyorum.

İlgilisine hediyenin resmi aşağıda…
Untitled-1.jpg

5 comments June 29th, 2007

Cebim Benim.

Yaz tam tepeme binmiş. Attığım her adımda pantolonumun ceplerinde tıkıştırdığım herşey için ayrı ayrı pişman oluyorum. Dar kotların egemen olduğu yıllarda cepleri böyle futursuzca doldurmak bir kenara, yanıma aldığım tek bir çakmağın dahi varlığını aralıksız hissederdim. Ama artık kıçımdan düşen, paçaları berelenmiş pantolonumun tek bir cebi orta boy bir market poşetiyle boy ölçüşüyor.

90’larda patlayan GSM sektörü tarafından, göstere göstere bizlere çağdaş yaşam tanımı olarak yutturulan “mobil hayat” ile ceplerimin boyutu (ve hatta adedi) arasındaki bağlantıyı düşünüyorum. Allahım sokağa çıkarken, ihtiyacım olanlarla birilkte, ihtiyacım olma ihtimali olan, hatta o ihtimale de sahip olmayan sayısız eşyayı ne akla hizmet yanımda taşıyorum ben?
041.jpg
Ceplerim sıradan bir günde, iki çakmak, iki paket CAMEL (Hmmm… Galiba tedbirli bir tipim), iki set anahtar, flashdisk, Ipod, araba ruhsatı, cüzdan ki içindekiler ayrı bir derya, sakız ya da çikolata, bir fotoğraf makinesi, tabii ki cep telefonu, kalem, kağıt, bir şeylerin reklamı, ya da reklamı yapılan bir şeyler, anısı olan bir şeyler, fotoğraf vs. vs. ‘ye ev sahipliği yapıyor.

Kişisel eşyelarımdan ayrı kalma korkusu mu bu? Eğer öyleyse neden? Yoksa post-modern gezginlik böyle bir şey mi? Ve esas soru pantolonların cepleri neden bu kadar büyük? Bu işte bir iş var. Birileri bana eşyalarını yanından hiç ayrıma diye buyurmasa böyle olmaz.
011.jpg
Timur Akhmetov,Yulia Yakushova adında iki kişinin projesi “Face Your Pockets”, tüm bunlar hakkında ilginç bir manzara sunuyor. Site herkesi cebindeki eşyalar ile birilikte kendisini tarayıcıda görüntülemeye davet etmiş. Sonuçlar tek kelimeyle şahane. Bir kaç örneği zaten yazı boyunca bize eşlik ediyor.

Bu adrese resim göndermek isteyenler için tek koşul eşyaların sahibinin de resim içerisinde bunulması. Siteye girdiğiniz zaman sizin de göreceğiniz gibi, aslında tüm görseller bir anlamda kurgu. İzleyici olarak, cep gibi son derece kişisel bir alanın teşhiri sayesinde, kimliğin verilen alan içerisinde izleyene yansıtılmasına tanıklık ediyoruz. Herkes objeleriyle birilikte kendini bugünün dünyasında bir süper kahraman olarak yeniden tanımlıyor. (Bkz. erkeklerin taramalarından eksik olmayan prezervatif paketleri)
05.jpg
Bu mikro-mülkiyet-kozmosuna şöyle bir göz atınca, sisteme dahil sıradan bir gencin cebinde tüketim kültürüne ait ne kadar çok eşya taşıdığı hemen göze çarpıyor. Her cepte mutlaka bir kaç “logo” var. Daha sonra devlet ile ilgili evraklar, sonra anahtarlar, ve aynı zamanda farklı veri depolama/iletme cihazları farkediliyor.

Görüntülerin kaydı için bir fotoğraf makinesi yerine tarayıcı kullanılmış olması sonuçları etkili kılıyor. Tarayıcı işlevi gereği derinlik algılamaya müsait bir araç değil. İki boyutu görüntülemek için kullanılan bu cihazla, eşyanın sahibi suretini, eşyalarıyla aynı boyuta yapıştırmak zorunda kalıyor. Buna ek olarak fotoğraf makinesi gibi tek bir anı değil, bir zaman aralığını kaydeden tarayıcı ile istenilen resmi hazırlarken, görüntüyü oluşturan, kendi varoluşunun esasındaki devinimi dondurarak eşyanın durağan evreninde konaklıyor. Eşya ve bireyin birbirinin içerisine geçmiş ilişkisini böylesine yakalayabilecek başka bir araç düşünemiyorum.
021.jpg
Esas soruya geri dönelim yine. Pantolonumun cepleri neden bu kadar büyük? Ne zaman bunca eşyayı yanımda taşıma zorunluluğuna sahip oldum acaba? “Sahip olduklarım; Zincirlerim!” şeklindeki söylemin popüler felsefenin hudutlarını aşarak basbayağı popüler kültürün bir sloganı olduğu bu zamanda, özgürlük kavramını bir şekilde tüketicisine taşıyan binlerce kot pantolon üreticisinin inat eder gibi cepleri büyütmesi insanı deli ediyor. Basbayağı salak yerine koyuluyoruz yahu!

Gelecek yazıda hep birlikte pantolon ceplerinin boyu ile sabit sürücülerin hacmi arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz.

O.A. ETRAFTA- ANKARA

4 comments June 27th, 2007

Gnarls Barkley theremin

Geçen sene sürekli maruz kaldığım Gnarls Barkley – Crazy’nin theremin bazlı bu yorumu neredeyse orijinalinden güzel.

June 25th, 2007

Karlheinz Stockhausen – Kontakte

Avantgarde müzik efsanesi Karlheinz Stockhausen’ın “Kontakte”si üstüne yapılmış çok klas bir video. Çok kuvvetli resimler, nefis senkronizasyon.

June 24th, 2007

Etrafta: Kilyos

Ali Yavuz Kilyos’ta bunları görmüş:

Kilyos

kilyos

Kilyos

Ben etrafta bu tip görüntülere pek rastlamıyorum.

3 comments June 24th, 2007

Ecaip heyvanlara benziyisen

Biliyorum bu video daha çok ya save ya save as‘in kulvarına giren bir çalışma ama yurdum pop kültürünün post-modern çağlarda yaratıcı üretim bağlamına ışık tutması bakımından etrafta yerini alıyor. (Külliyen yalan, hiç bir naneye ışık filan tuttuğu yok sadece çok komik, bana 80’lerde müthiş İsviçreli grup Yello‘nun yaptığı absürd klipleri anımsattı.)

3 comments June 20th, 2007

Devlet Abi üzerine

Bu filmi daha önce yayınlamak istemiş ancak elimdeki kopyayı YouTube’a yüklemeye üşenmiştim. Güvenlik kameraları, DRM (digital rights management), trusted computing, özel hayatın gizliliği gibi Hayat 2.0 kavramları üzerine bilmediğimiz şeyler söylemiyor olsa da bunları ara sıra hatırlamakta fayda var.

June 19th, 2007

Küratan Küratana

kürator

Son dönemde hasıl olan güncel sanat patlaması ve buna bağlı gelişen küratör-sergi enflasyonu dikkatimi çekiyor. Geçen hafta Hafriyat’ın yeni mekanında gittiğimiz sokak sanatı temalı sergi açılışında kaldırımlardan taşan “sanatsever” kitleler bu “coşkunun” boyutunu bir kere daha gösterdi.

Tabii bu verimli ortam yeni bir takım oluşumlara da yataklık ediyor. “Küratör” benim en yakından takip ettiğim -evimde stickerları çeşitli noktalara asılı- grup. Laf ebeliği ve kavram kargaşasını malzeme eden ikilinin en son yumurtası ise aşağıda yerini bulmuş sanırım.

kiratwerk

2 comments June 19th, 2007

Bir endüstri kompleksi olarak insan bedeni

industrialbody.jpg

3 comments June 15th, 2007

Previous Posts


Takvim

June 2007
M T W T F S S
« May   Jul »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler