Archive for February, 2011

1910’dan mesaj var

Retrofütürizm, 1960 öncesi dönemde yapılmış gelecek tasviriyle ilgilenen bir akım. 1983 yılında Lloyd Dunn tarafından türetilen bu kelime 88-93 yılları arasında bir sanat dergisine de isim olmuş. Bu konuyla haşır neşir derinlikli bloglar How to be a Retronaut ve Paleofuture eski dergilerden taramalar, fotoğraflar, makaleler ile geçmişteki gelecek algısını ortaya koyuyor. Geçen gün How to be a Retronaut’daki bir postta bulduğum Villemard 1910 kartpostal serisi (tamamı flickr’da) elindeki datasetiyle geleceği tahmin etmenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bir de havacılıkta ne kadar geri kalmış olduğumuzu.

February 28th, 2011

Arabın yağı

February 28th, 2011

Büyük Türkiye’ye doğru

Boran’ın hacı ve bacı fotoğrafını koymasından dokuz gün sonra, 28 Şubat’tan bir gün önce, Türk politik tarihinde ismi okunacak en renkli karakterlerden biri olan Necmettin Erbakan, dünyadaki zamanını tamamladı. En son RP kongresinde Numan Kurtulmuş’un Milli Görüş çizgisinden koptuğunu öne sürerek partiyi çeşitli katakullilerle oğluna bırakarak kariyerine yakışır bir kapanış yapan Erbakan, Türkiye yakın tarihine damgasını vurmuş efsane politikacılardan biriydi. Bugünkü iki partili Amerikan politik sistemine benzeyen ve sadece birbirinin total reddi ve filibusterlara dayanan meclisi düşününce, zamanın ruhunun değiştiğine ve aşağıdaki tartışma ortamının da bir daha geri dönmeyeceğine inandım.

3 comments February 27th, 2011

Ishu Patel

Hintli yönetmen ve animatör Ishu Patel‘in 1977 yapımı stop-motion animasyonu “The Bead Game”, tek hücreden başlayarak evrim hikayesini ve doğanın yıkıcı ve kaotik ruh halini anlatıyor. 1942 Gujarat, Hindistan doğumlu Patel 2 Oskar adaylığının yanı sıra, Berlin’de gümüş ayı ve İngiliz akademi ödüllerini de almış. Buradan da kendisinin Henri Cartier-Bresson ile geçirdiği zamanı anlattığı bir denemesine ulaşabilirsiniz.

1 comment February 27th, 2011

Dünyadaki En Şirin Cami

Gözümün önüne müslüman Hobbit’ler geliyor. Bu cami Gökova dolaylarındaydı, sanırım fotoğrafı da arabayla oradan geçerken Ekin çekmişti.

February 26th, 2011

tek-tabanca

Çocukken balkonda bir leğenin içine kar doldurup Star Wars oynadığım kişidir Bora Akıncıtürk. He-man çizerdi o zamanlar. Kaslı adamlar, şimşekler, yıldızlar. Ben Ankara’da, O da İstanbul’da olduğu için sadece Şubat tatillerinde görüşebiliyorduk. Yıllar geçti aradan bir sefer gördüm Tupac gibi hip-hop, başka bir sefer liseli delikanlı, sonra araya Amerika girdi gittim-geldim tekrar kesişti hayatlarımız.

Evde resim yapıyordu. Bir yandan Bora Başkan’dan gazı almış, bir yandan da baskiya gibi, diğer bir yanda Can, Cihan, diğer Can playstation kavga dövüşü, bambaşka bir köşede ben tribünden resim seyrediyorum. Gülüp eğleniyorduk ne güzel.

Bende NY gazı varken bir gün dedim sana NY’da bir sergi ayarlayalım. Ona buna e-mail attım. Halcyon‘dan tanıdığım birilerini buldular. Güzel bir studyoda İstanbul’lu sanatçıların sergisini açalım dediler. Sandıklar yapıldı, gümrükler, kargolar vs. götürdüm resimleri. Bu resme 4000 dolar verdi birisi. Memlekete dolar getirdim.

Bir gün benim evimde ev sergisi yaptık, başka bir sefer Mete Şener’in evinin duvarına aşağıdaki atlı süvariyi çizdi. Partisini yaptık. Gelenler belki de ilk defa resim yapan birini izlediler o gece.

Dedi ben Londra’ya gidiyim master yaparım, resim yaparım. Can’la beraber yazıldılar okula. Ben de dedim senin resimlerini burada eşe dosta gösteririm, satarsam parasını yollarım oralara. Böyle böyle, biraz-ordan, biraz-burdan para yolladık çocuğa.

Yeraltından çalıştık. Hafriyat’ta duvar boyadı. Mtaar’da ev sergisi, Londra’da L-13, Müzikhol’de küpleri boyadılar Aslı ile. WC sergisi açtık Yüznumara isimli galerimizde. Yarı-sarhoş, makyaj tazeleyen 5000 tane genç kıza tramplenden atlayanlar serisini gösterdik.

Portfolyo hazırladık. Galerilere gittik işleri gösterdik. Kimi beğenmedi, kimisi “cesaret edemem” dedi. Birkaçı “olur” dedi, “sergini iki sene sonra açarız” diyenler oldu. “Daha büyük çalışmalısın” dediler. “Bunlar olmamış”, “Benim müşterilerim almaz” dediler. Döndük dolandık. Arabanın bagajında işportacı gibi sergi satmaya çalıştık.

3 hafta önce bagajdan son kez çıkarttık resimleri. Kristina ve Nesrin tamam dediler. 26 Şubat 2011 dedik. İstiklal Caddesi No.348, Suriye Pasajı 4. Kat, saat 18:30 dedik.

Hepinizi Bora Akıncıtürk’ün ilk kişisel sergisinin açılışına bekleriz.

February 24th, 2011

Etrafta: Eren Şenkardeş – Sarejevo / Bosna


Eren gideli epeyce zaman oldu. Artık Sarajevo’da yaşıyor. Nedendir bilinmez. Çok zaman geçmeden sosyal medyadan oralı bir kız arkadaş bulduğunu öğrendik. Hepimiz “Artık tamam, oralı oldu” dedik. Epey zaman oldu gerçi. Halen beraber midir o kızla bilinmez. Arada gTalk’tan mesajlaştık. Komik video gönderdi, izledik güldük. Yaz vaktiydi galiba. Kısa bir tatil yaptı İstanbul’da. Yüzünü bir kere gördük. Çok dolanamadı ortalıkta. Çünkü yine bir şeyler olmuştu ayağına. Nasır mıydı, çıban mı yoksa kemiği mi kırıktı hatırlayamıyorum. Çok çekti ayağından bu oğlan. Yine de gülüyordu yüzü. Gamsızlıktan mı yoksa katılıktan mı bilinmez. “Evimin duvarında kurşun delikleri var” dedi. Balkonda oturduk. Rakı mı içtik yoksa bira mı onu da hatırlayamıyorum. İki gitar çaldık, iki davul. Yan yana oturup piyanoya bastık bir kaç. Sonra gitti.

Geçenlerde yine gTalk’tan laf attık birbirimize. Dedim “Resim yok mu?”
O da bunları gönderdi. Devamı içeride…










1 comment February 23rd, 2011

Anadolu’yu vermeyeceğiz

February 19th, 2011

Hacı ve Bacı

Haydi dans et Türkiyem

February 18th, 2011

Gösteri Sanatı

Sothebys’de bir müzayede. Bir anda alarmlar ötmeye başlıyor, sanatseverler, koleksiyoncular şaşkınlık ve kaygı içerisinde birbirine bakıyor. Arkadan duyulan çığlıklar herkesi irkiltiyor, bir saldırı, bir soygun, teröristler!!!… Ancak anlıyoruz ki sanat müzayedesini ‘zenginlerin orjisi’ diye niteleyen bir grup genç protesto gösterisi yapmaktadır. Herkesin içi rahatlamıştır, bu beyaz çocuklar ‘bizden’dir. Kameralar çıkar, tweetler atılır, çocuklar alkışlar eşliğinde salondan çıkartılırken, ortamın neşesini arttıran bu hoş değişiklik sayesinde herkes birbiriyle yakınlaşmış, akşam konuşacak mevzu bulunmuştur. Herşey kaldığı yerden, belki de daha eğlenceli bir tonda devam ederken kapitalizm, elbette ki, yine galip gelmiştir.

Burak Arıkan‘dan geldi.

February 18th, 2011

Previous Posts


Takvim

February 2011
M T W T F S S
« Jan   Mar »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler