Posts filed under 'Belgesel'

Feylesoflar – Biz İnsanlar (1975)


“Grup Üyeleri: Atilla Günhan, Arman Akbal, Mustafa Ersin, Oğuz Bayer, Candan Bastak, Hakkı Soylular ve Kudret Kurtcebe. Candan ve Atilla 1972 senesinde grubun ilk başlangıcını oluşturdu ve diğer üyeleri daha sonra gruba katıldı ve grup Feylesoflar adını aldı.”

March 2nd, 2011

Etrafta: Eren Şenkardeş – Sarejevo / Bosna


Eren gideli epeyce zaman oldu. Artık Sarajevo’da yaşıyor. Nedendir bilinmez. Çok zaman geçmeden sosyal medyadan oralı bir kız arkadaş bulduğunu öğrendik. Hepimiz “Artık tamam, oralı oldu” dedik. Epey zaman oldu gerçi. Halen beraber midir o kızla bilinmez. Arada gTalk’tan mesajlaştık. Komik video gönderdi, izledik güldük. Yaz vaktiydi galiba. Kısa bir tatil yaptı İstanbul’da. Yüzünü bir kere gördük. Çok dolanamadı ortalıkta. Çünkü yine bir şeyler olmuştu ayağına. Nasır mıydı, çıban mı yoksa kemiği mi kırıktı hatırlayamıyorum. Çok çekti ayağından bu oğlan. Yine de gülüyordu yüzü. Gamsızlıktan mı yoksa katılıktan mı bilinmez. “Evimin duvarında kurşun delikleri var” dedi. Balkonda oturduk. Rakı mı içtik yoksa bira mı onu da hatırlayamıyorum. İki gitar çaldık, iki davul. Yan yana oturup piyanoya bastık bir kaç. Sonra gitti.

Geçenlerde yine gTalk’tan laf attık birbirimize. Dedim “Resim yok mu?”
O da bunları gönderdi. Devamı içeride…










1 comment February 23rd, 2011

Anadolu’yu vermeyeceğiz

February 19th, 2011

Hacı ve Bacı

Haydi dans et Türkiyem

February 18th, 2011

Eskişehir 94-95


“merzifonlu’ alpay tarafından amiga ile yapılmıştır” Klipten haberdar eden Deform Plak’a saygı ve sevgilerimle…

February 17th, 2011

Internet yokken gerçek tarih yaşanırmış

che_beauvoir_sartre

Che, Simone de Beauvoir ve Sartre tatlı bir an paylaşıyor.
Umut Şumnu Facebook’da paylaşmış bugün.

1 comment February 10th, 2011

Yok Böyle Dans’ın atababası

12 Eylül sonrası renklenen TRT’de, bir dönem ünlü olan herkesin, Zeki Müren’in Neşe Erberkle homoerotik pleybekli dansına eşlik ettiği bir hazine efendim.
Bu eşsiz efemerayı Barış K. bulmuş.

1 comment February 9th, 2011

Sikke

ÇELEBİ: Türkçe. Çalab, Allah manasındadır. Sonundaki nisbet yâ’sı ile Çelebî, Allah’a ait adam, Allah adamı demektir. Kibar zarif kimselere de “çelebî adam” denir. XVII. yüzyılın sonlarına kadar bilgin ve soylu kimseler için, yine bu unvan kullanılmıştır. Mevlâna’nın soyundan gelenler “Çelebî” olarak anılmış, ancak Mevlâna’ya ana tarafından akraba olanlar “inâs çelebî”: baba tarafından akraba olanlara da “zükür çelebî” denmiştir. Hacı Bektaş’ın nefes evladı (manevî evlad) yahut belinden gelen kişilere de “Çelebî” denir. Mevlevî çelebilerinden ayırmak için “Bektaşî çelebilerinden” diye kayıt konulur. Çelebî kelimesi, Farsça gramerine uygun olarak “Çelebiyan” şeklinde çoğul yapılır. Mevlevîlerden, Mevlânâ’nın maddî bakımdan akrabası olmadığı halde: Mesnevî’nin yazılmasına önayak olan kişiye bu unvan verilerek Çelebî Hüsameddin denmiştir. Normal olarak çelebî ifadesi isimden sonra kullanılırken, bu zatın adının başına getirilmesi, esas çelebîlerden ayırmak içindir. Çelebî’nin isimle beraber kullanılışı şöyledir: iskender Çelebî, Mehmed Çelebî, Ali Çelebî, Salih Çelebî, ibrahim Çelebî. Genel olarak çelebî deyimini, Allah yoluna sülük eden, maneviyat erleri için kullananlar da vardır.

ÇELEBÎ EFENDİ: Türkçe-Rumca. Çelebî, daha önce ifade ettiğimiz gibi Allah manasına gelen Çalap kelimesinin nisbetidir. Efendi ise Rumca asıllı bir kelime olup okumuş kibar kimse, malik, sahip gibi manaları vardır. Seyyid, hoca, kadı, molla ve şehzadeler için kullanılmıştır. Çelebî Efendi, Konya Mevle-vihanesi postnişinine verilen addır. Mevlevîler arasındaki unvanı “aziz efendimiz” şeklindeydi. Çelebî Efendi, Mevlânâ Celâleddin Rûmi’nin mutlak anlamda vekili, bütün mevlevi şeyhlerinin başı idi. Diğer Mevlevî şeyhleri, onun vekili idi. Çelebî Efendi, istediğini tayin edebilme yetkisine sahipti. Ziyaret için gittiği dergahlarda bulunan postlar, kendisine sunulurdu. Bu makamı, Mevlâna’nın erkek çocuğundan gelenlerin en ehil olanları işgal etmiştir. Sadece Ebu Bekir Çelebî Efendi isminde bir zât, bütün özelliklere sahip olduğu halde, muhtemelen bazı olumsuz cereyanların etkisiyle makamından uzaklaştırılarak, yerine kız evlattan gelen Karahisarlı Arif Çelebî Efendi tayin edilmişti. Mevlevîlikte, çelebilik makamını elde edebilmek için veraset usûlü kabul edilmemişti. Teamüle göre, postnişin olan bir Çelebî Efendi öldüğü zaman, Mevlânâ ailesine mensup olanlarla dergâhın ileri gelenleri ve kıdemli dervişler, ölen zatın evlatları ve amcazadeleri arasından ehliyetli ve liyakat sahibi bazılarının kendilerinden sonra seçilmelerini tavsiye edenler de olmuştu. Çelebî Efendilere hükümet tarafından da çok ehemmiyet verilirdi. Çelebî Efendiler, padişahlara uzun süre kılıç kuşatmışlardır. Bu nedenle Postnişinlik makamında değişme oldukça, seçilen yeni çelebî ve post-nişinlere padişah tarafından ferman verilmek suretiyle, yapılan seçim teyid ve tasdik olunurdu.

Üstteki metin Semazen.net adresinden apartıldı.

1 comment February 8th, 2011

Nusaybin

February 7th, 2011

Mr. Prezidan: DIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIT

Mr Prezidan

1. Körfez Savaşı’nın hemen ardından yapılmış gibi gözüken bir telefon konuşmasının çözümlenmiş hali. İki eski dost, baba Prezidan George Bush, bizim Prezidan Targıt’la bölgenin geleceğini tartışıyor. Saddam’ın gitmesi gerektiği konusunda her ikisinin de hem fikir olduğunu tahmin ediyorum. Anlamadığım neden diyaloğun sadece Özal tarafının karartılmış olduğu. Bu dosyaları Ekin gönderdi.

February 5th, 2011

Previous Posts


Takvim

March 2017
M T W T F S S
« Mar    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler