Posts filed under 'Etrafta'

Tolgahan Çoğulu: Mikrotonal gitar

Tolgahan Çoğulu 12 yaşından beri klasik gitar eğitimi alıyormuş. Liseyi bitirince Boğaziçi Üniversitesinde işletme okumuş ancak İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde klasik gitar yüksek lisansına başlamış. Kendisimden haberdar olmamı sağlayan Kerem, Tolgahan’la MIAM’dan tanışıyor.

Tolgahan Çoğulu’nun 2008 yılında geliştirdiği Mikrotonal Gitar oldukça etkileyici bir enstrüman. Çünkü perdeli gitarlarda mümkün olmayan, iki ses arasında bulunan ara sesleri almaya imkan tanıyor. Dahası gitara istenilen sayıda perde eklemeyi mümkün kılıyor. Sonuç olarak gitarla makam müziği çalınabiliyor.

Daha fazla bilgi için: www.tolgahancogulu.com
www.myspace.com/adjmicrotonalguitar

March 6th, 2011

Atabey Bey

63 yıl banamısın demeden Çukurcuma’daki eczanesinden sevgi ve şifa dağıtan Atabey amcamız geçtiğimiz günlerde sağlık sorunları nedeniyle dükkanını kapatmak zorunda kaldı. Dün Minas’la ziyaretine gittik. Durumu iyi. Hepimize geçmiş olsun.

March 6th, 2011

Doldurmayın

Çağla Özbek‘ten hediye var. Eski bir Milliyet gazetesinden taranmış olması lazım.

March 5th, 2011

Garp Kurnazı

Gözünü sevdiğim İsveç (Norveç?) köylüsü kaldıraç icad ederek traktörünü çamurdan kurtarıyor. Öte yandan sizin de traktörünüz bir gün çamura saplanırsa, bu adamların aksine geri geri çıkmanız daha mantıklıymış sanırım çünkü ileri doğru yapılan hamle traktörün önünü havaya kaldırdığı için bir çok çiftçi ters takla atan aracın altında ezilerek ölmüş ya da sakat kalmış. Geri viteste ise arka tekerin yaratacağı hareket hem kafayı öne basıyor hem de daha fazla tork üretiyormuş.

March 3rd, 2011

Soluk mavi nokta


6.1 milyar km öteden dünyanın görüntüsü.

Gün geçmiyor ki internette yeni mükemmelizmler yaşanmasın. Mısır devriminden çok etkilenmiş birisi, Carl Sagan’ın epik “Pale Blue Dot” konuşması ile devrim görüntülerini eşlemiş. En sığır insanın bile gözlerini dolduran Sagan’ın kendi sesiyle okuduğu bu pasajı, serbest bir şekilde çevirdim. Orjinal metin ve videoya buradan, videoya’da Brain Pickings‘den ulaşmıştım.

Bizler avcı ve toplayıcıydık.

Hududumuz her yerdi.

Sadece kara, okyanus ve denizle sınırlanırdık; açık yol bizi hala usulca çağırır.

Küçük yerküremiz, yüz milyonlarca dunyanın delievi.

Bizler, kendi gezegenini bile bir duzene koyamayan, rekabet ve düşmanlıklarla ayrılmış; biz mi uzaya açılacağız?

Bize en yakin gezegen sistemine bile yerleşebilecek hale gelene kadar, degişmiş olacağız. Sadece o kadar nesil geçmiş olması bile bizi değiştirecek. Zorunluluklar bizi değiştirecek. Bizler… şartlara uyabilen bir türüz.

Alpha Centauri’ye veya yakındaki yıldızlara ulaşan bizler olmayacağız. Bize çok benzeyen ama bizim güçlerimizden daha fazlasına ve zayıflıklarımızdan daha azına sahip bir tür olacak. Kendine daha güvenli, daha ileriyi gören, daha yetenekli ve daha ihtiyatlı. Çünkü tüm hatalarımıza, sınırlarımıza ve yanılgılarımıza rağmen, biz insanlar büyüklük göstermeye de kabiliz.

Acaba başka bir nesilde, zamanında hayalini bile kuramadığımız hangi mucizeleri başaracağız. Ya bir başkasında? Göçebe türümüz bir sonraki yüzyılda ne kadar uzaklara varmış olacak, ya bir sonraki bin yılda? Güneş sistemi ve ötesine yayılmış bizim uzak torunlarımız, ortak bir mirasla ve anadünyalarına olan takdirleriyle ve başka ne tür canlılar olursa olsun, insanlarin sadece dünyadan gelmiş olduğu bilgisiyle birlik olmuş olacaklar.

Kafalarını kaldırıp bakacaklar ve gökyüzündeki mavi noktayi bulmaya çalışacaklar. Potansiyel kaynağımızın bir zamanlar ne kadar hassas bebekliğimizin ne kadar tehlikelelerle dolu, başlangıcımızın ne kadar mütevazı olduğuna hayret edecekler. Yolumuzu bulmadan önce ne kadar uğraşmamız gerektiğine.

1 comment March 2nd, 2011

Libya Roketi

Ülkesindeki trafik kazalarını önlemek için asfalt yol, şerit, trafik lambası vs. yaptırmak yerine araba yaptırmayı uygun görmüştü Muammer abi. İtalyan’lara tasarlattığı “Libya Roketi” dünyanın en güvenli arabası olacaktı. Elektronik savunma sistemi bile koydurdu içine. 3lt V6 motor, 230 beygir gücü, 0-100km: 7sn, deri koltuklar, TV, raylı kapılar, çelik jantlar…
imajlar: examiner.com

March 1st, 2011

1910’dan mesaj var

Retrofütürizm, 1960 öncesi dönemde yapılmış gelecek tasviriyle ilgilenen bir akım. 1983 yılında Lloyd Dunn tarafından türetilen bu kelime 88-93 yılları arasında bir sanat dergisine de isim olmuş. Bu konuyla haşır neşir derinlikli bloglar How to be a Retronaut ve Paleofuture eski dergilerden taramalar, fotoğraflar, makaleler ile geçmişteki gelecek algısını ortaya koyuyor. Geçen gün How to be a Retronaut’daki bir postta bulduğum Villemard 1910 kartpostal serisi (tamamı flickr’da) elindeki datasetiyle geleceği tahmin etmenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bir de havacılıkta ne kadar geri kalmış olduğumuzu.

February 28th, 2011

Dünyadaki En Şirin Cami

Gözümün önüne müslüman Hobbit’ler geliyor. Bu cami Gökova dolaylarındaydı, sanırım fotoğrafı da arabayla oradan geçerken Ekin çekmişti.

February 26th, 2011

tek-tabanca

Çocukken balkonda bir leğenin içine kar doldurup Star Wars oynadığım kişidir Bora Akıncıtürk. He-man çizerdi o zamanlar. Kaslı adamlar, şimşekler, yıldızlar. Ben Ankara’da, O da İstanbul’da olduğu için sadece Şubat tatillerinde görüşebiliyorduk. Yıllar geçti aradan bir sefer gördüm Tupac gibi hip-hop, başka bir sefer liseli delikanlı, sonra araya Amerika girdi gittim-geldim tekrar kesişti hayatlarımız.

Evde resim yapıyordu. Bir yandan Bora Başkan’dan gazı almış, bir yandan da baskiya gibi, diğer bir yanda Can, Cihan, diğer Can playstation kavga dövüşü, bambaşka bir köşede ben tribünden resim seyrediyorum. Gülüp eğleniyorduk ne güzel.

Bende NY gazı varken bir gün dedim sana NY’da bir sergi ayarlayalım. Ona buna e-mail attım. Halcyon‘dan tanıdığım birilerini buldular. Güzel bir studyoda İstanbul’lu sanatçıların sergisini açalım dediler. Sandıklar yapıldı, gümrükler, kargolar vs. götürdüm resimleri. Bu resme 4000 dolar verdi birisi. Memlekete dolar getirdim.

Bir gün benim evimde ev sergisi yaptık, başka bir sefer Mete Şener’in evinin duvarına aşağıdaki atlı süvariyi çizdi. Partisini yaptık. Gelenler belki de ilk defa resim yapan birini izlediler o gece.

Dedi ben Londra’ya gidiyim master yaparım, resim yaparım. Can’la beraber yazıldılar okula. Ben de dedim senin resimlerini burada eşe dosta gösteririm, satarsam parasını yollarım oralara. Böyle böyle, biraz-ordan, biraz-burdan para yolladık çocuğa.

Yeraltından çalıştık. Hafriyat’ta duvar boyadı. Mtaar’da ev sergisi, Londra’da L-13, Müzikhol’de küpleri boyadılar Aslı ile. WC sergisi açtık Yüznumara isimli galerimizde. Yarı-sarhoş, makyaj tazeleyen 5000 tane genç kıza tramplenden atlayanlar serisini gösterdik.

Portfolyo hazırladık. Galerilere gittik işleri gösterdik. Kimi beğenmedi, kimisi “cesaret edemem” dedi. Birkaçı “olur” dedi, “sergini iki sene sonra açarız” diyenler oldu. “Daha büyük çalışmalısın” dediler. “Bunlar olmamış”, “Benim müşterilerim almaz” dediler. Döndük dolandık. Arabanın bagajında işportacı gibi sergi satmaya çalıştık.

3 hafta önce bagajdan son kez çıkarttık resimleri. Kristina ve Nesrin tamam dediler. 26 Şubat 2011 dedik. İstiklal Caddesi No.348, Suriye Pasajı 4. Kat, saat 18:30 dedik.

Hepinizi Bora Akıncıtürk’ün ilk kişisel sergisinin açılışına bekleriz.

February 24th, 2011

Etrafta: Eren Şenkardeş – Sarejevo / Bosna


Eren gideli epeyce zaman oldu. Artık Sarajevo’da yaşıyor. Nedendir bilinmez. Çok zaman geçmeden sosyal medyadan oralı bir kız arkadaş bulduğunu öğrendik. Hepimiz “Artık tamam, oralı oldu” dedik. Epey zaman oldu gerçi. Halen beraber midir o kızla bilinmez. Arada gTalk’tan mesajlaştık. Komik video gönderdi, izledik güldük. Yaz vaktiydi galiba. Kısa bir tatil yaptı İstanbul’da. Yüzünü bir kere gördük. Çok dolanamadı ortalıkta. Çünkü yine bir şeyler olmuştu ayağına. Nasır mıydı, çıban mı yoksa kemiği mi kırıktı hatırlayamıyorum. Çok çekti ayağından bu oğlan. Yine de gülüyordu yüzü. Gamsızlıktan mı yoksa katılıktan mı bilinmez. “Evimin duvarında kurşun delikleri var” dedi. Balkonda oturduk. Rakı mı içtik yoksa bira mı onu da hatırlayamıyorum. İki gitar çaldık, iki davul. Yan yana oturup piyanoya bastık bir kaç. Sonra gitti.

Geçenlerde yine gTalk’tan laf attık birbirimize. Dedim “Resim yok mu?”
O da bunları gönderdi. Devamı içeride…










1 comment February 23rd, 2011

Previous Posts


Takvim

March 2017
M T W T F S S
« Mar    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler