Wim Crouwel ve başka bir zamanda başka bir hayat

Hollandalı grafik tasarımcı ve tipograf Wim Crouwel, 50’lerden bugüne uzanan kariyerinde Olivetti’nin elektrikli daktilolarının fontlarını tasarlamaktan, sergi yerleştirmesine kadar pek çok farklı disiplinde eser bırakmış.  

Kariyerini reklamcılık üzerine kurması gerekmeyen tasarımcıların var olabildiği bir döneme ışık tutuyor.

February 5th, 2009

Bu benim balığım bırak onu!

balik
Martı balığı istiyor.

4 comments January 9th, 2009

Vakvak Amca

Ariel Dorfman ve Armand Mattelart: How to Read Donald Duck, Imperialist Ideology in the Disney Comic kitabının kapağı, orijinal baskısı da aynı illüstrasyonla yayımlanmış.

December 9th, 2008

Bruton Music Library

1977’de İngiltere’de kurulan Bruton Music Library, Brian Bennett (The Shadows), Basil Kirchin ve Francis Lai gibi isimlerin de  aralarında bulunduğu müzisyenlere ısmarlama müzik yaptırıyordu. Plak kapaklarındaki kurumsal kübik grafik üzerine yapılan uygulamaların hastasıyım…

1 comment November 28th, 2008

SAGMEISTER, My Master

5 kuruş etmezmiş şu bizim Sagmeister! Biliyorum ki bir çoğumuz biliriz bu ismi. Adını bilmeyen işlerini bilir bu adamin illa ki. Hiç bilmeyenlere de duyurulur, grafik tasarımın haşarı popüler çocuğu diyor bir dizayn dergisi onun icin. İşleri öylesine kendine has ve çarpıcı ki kimse kopyalayamıyor yada tahtına yaklaşamıyor bu adamın. Grafik dünyasının ‘Michel Gondry’si diyorum ben ona. Seviyor kendine has efektleri ile iletişim kurmayı Stephan Sagmeister.

Her güzelin bir kusuru var demişler, her ne kadar halen başarılı ve etkili olsa da popüler bir kimse kendisi. Kalkmıyor yerinden artık eskisi gibi. Yani kalkıyor kalkmasına ama genelde uçak ile, o konferanstan bu sergi açılışına… Popülerlik zor iş vallahi, düşman başına.

Onur’un dünkü postunda bahsettiği Sagmeister’ın paralar ile yaptığı enstalasyonun etrafında ufaktan bir proje yapma olasılığım oldu geçenlerde. Genç bir tasarımcı olarak Amsterdam’da yaşadığımdan yakınım doğal olarak tasarım ortamlarına. Bir e-mail aldım bir kaç ay önce, şöyle diyordu Sagmeister’ın PR’cıları, Sagmeisterin sesinden:

‘Efenim, üstadın hayalindeki işlerden biri olan 250,000 euro cent in biraraya gelmesinden oluşan bir text enstalasyonu yapılacakmış. Bu enstalasyonun yapılması için çok saygıdeğer Sagmeister’in benim gibi Amsterdam’da yaşayan genç ve enternasyonal tasarımcıların desteğine ihtiyacı varmış. Eğer ki vaktimiz var ise onun bu yeni işine gönüllü yardım etmemiz mümkün müymüş?’

Dedim ki; Allah! yıllardır beklediğim o an geldi!!! Sagmeister buraya geliyor, burnumun dibine ve onun bir işinde öyle ya da böyle bir çalışma fırsatı. İnanamadım gözlerime. Hemen cevap yazdim e-mail ile.

‘Ne demek müsait misiniz sayın Sagmeister? İlla ki var vaktimiz, yer ve zaman belirtirseniz.’

Günlerden o gün geldi çattı. Hazırlandım kafamda güzel bir şekilde. Gittim enstalasyonun olacağı yere. Üstad büyük organizasyon kurmuş. 250.000 tane euro cent renk tonlarına göre ayrılmış. Yazılmak istenen text dizayn edilmiş ve karelere bölünmüş. Biz toy tasarımcılara şemalar hazırlanmış. Şema söylüyor sana nereye hangi ton euro cent i yerlestireceğini. Yapıştırma yok. Bırakıyorsun parayı durması gerektiği yere. Kolay iş yani, pek yaratıcılık gerektirmiyor. Örgü örmek gibi birsey, kendisi yaratmış deseni.

Yere yazılacak olan tekst şöyle.

‘OBSESSIONS MAKE MY LIFE WORSE AND MY WORK BETTER’

‘TUTKULAR HAYATIMI BETER VE İŞLERİMİ GÜZEL YAPIYOR’

diye tercüme etmeyi tercih ettim.

Bana da verdiler bir kare taş ve farklı tonlarda dört kap euro cent, başladım gorevimi yapmaya. En güzel şekilde yapıyorum ki Sagmeister gelip kontrol edicek bakacak diye. Şurda tek ‘Türk’ tasarımcıyız üstadın işine yardım eden, memleketi adam gibi temsil edelim hesabı. Ben ve diğerleri çalışıyoruz haldır haldır, koyuyoruz paraları ard arda. Ama ben kesiyorum üstad geliyor mu diye arada. 1 kare bitirdim, ikincisine gectim üstad hala yok. 3ncüye geçmeden o bana ilk başta kapları veren, herkese ne yapacağını söyleyen, üstadın asistanı olduğunu tahmin ettiğim ‘JOE’ yu gördüm yeni gelen kızlara ne yapılacağını tekrarlarken. Dayanamadım,
joe dedim: Where is sagmeister?
Joe dedi: He is in Japan.
Tunç: ???


Sagmeister Inc. from tunctunctunc on Vimeo

Ne Japonyası ya? Ne alaka ya? Hayallerimin suda yıkandığı andı o an.
O sırada ‘JOE’ bağırdı:

‘OK guys LUNCH time!’

Ben dedim: Siz gidin kardeşim ben çalışacağım. Herkes yemeğe gitti. Ben kaldım koca meydanda Sagmeisterın son şaheseri ile başbaşa. Gösteremeyecektim Türk’ün gücünü üstada, o yoksa benim ne işim vardı burada? Aslında kırılmıştı kalbim ucundan acık. Yani üstadsan üstadlığını bil kardeşim, gel dur işinin başında. Hadi CD kapağını yaptır yanındaki asistanlarına ama gel şuraya en azından 5 dakika. E be üstad koskoca enstalasyon, bilmiyorsun ki manyağın teki çıkıp yanlış bir şey yapar mı?


Sagmeister Teaser from tunctunctunc on Vimeo.

Böyle bir güzel hainlik yaptım kendimce ve uzaklaştım bu samimiyetsiz tasarım ortamından gizlice. Tasarım Anarşizmi mi dersiniz? Milliyetçilik mi dersiniz? Egoistlik mi dersiniz? Adını siz koyun, bizim 5 yeni kuruşu ben koydum bile Sagmeister’ın 300.000 euro centten yapılmış deseninin göbeğine. Bu kimi için küçük bir adımdır ama Türk tasarımı için mübareke.

Sagmeister imajları hariç,
yukarıdaki tüm imajlar, videolar ve montaj:Cep telefonum
Soundtrack: Marina Taldic
Cep telefonum: Sony Ericsson w810i

Meraklısına: Sagmeister’ın en son işlerinin bulunduğu kitabi (üstten 3ncu imaj)
‘Things I have learned in my life so far’ piyasada.
İlk baskısını bitmeden internetten sipariş edin derim. Baya keyifli yapmış yine üstad. Birşey değil 30 dolarcık…

Meraksızına: Yukarıda izlediğiniz çalışma etrafta.com için özel olarak yapılmıştır. Her hakkı saklı falan değildir. Herhangi bir yerde bunun bahsi geçebilir ve geçmelidir. Bu tip hareketler burada devam edecektir.

tunctunctunc, 2008, Sagmeister Attack!, etrafta.com

not: Aşağıdaki, o tüm yukarıdaki hikayeyi anlattığım 1 dakikalık video Sagmeister Inc. e yollanmak üzere yapılmış ve yollanmıştır.


SAGMEISTER, MY MASTER from tunctunctunc on Vimeo.

Sagmeister, My Master
Güfte ve Beste tunctunctunc
Müzik Marina Taldic

Sagmeister Projesinin Detayları için tıkla

10 comments September 24th, 2008

Sanat dostu Amsterdam polisi




Amsterdam Deneysel Tasarım Haftası” (?) dahilinde Stefan Sagmeister’in 250.000 adet demir parayı müridleri olduğunu tahmin ettiğim bir gurup gence yapıştırtarak oluşturduğu deneysel tasarım polis tarafından 20 saat sonra kaldırıldı. Olayın gelişimi ise çok komik. Yerleştirmenin yapıldığı bölgedeki apartman sakinlerinden biri yoldan geçenler tarafından küçük küçük parçaların kopartılıp cebe atıldığını görünce polisi aramış ve bir sanat eseri hırsızlığı bildirmek isiyorum demiş. Olay yerine gelen polis sanat eserini korumak için kaldırmış. Haaaaa hahahahahahah… Sanat dostu bile olsa polis yine polis.

Gelelim söz konusu işe… Bunun neresi deneysel anlamadık bir kere. Bir adam 20 senedir ot la bokla dandik cümleler yazarak nasıl güncel kalıyor onu hiç anlamadık. Bozuk paralarla aynı şekilde yapılmış dış mecra reklamları bile gördük. E hadi biraz yenilik. Sıkıldık artık.

9 comments September 24th, 2008

Bülent Hoca

Hocaların hocası, Türk grafik tasarım tarihinin altın adamı ‘Bülent Erkmen’ için şöyle diyorlar Ekşi Sözlük‘te.

“Öğrencilerine yaptıkları işlerin felsefi altyapısından formuna kadar bütün detayları üzerinde tam kontrol sahibi olmalarını öğretme çabalarıyla ve kendi işlerinde de bunu uygulamasıyla türk grafik tasarımının stanley kubrick’i ünvanını fazlasıyla hakeden şahıs. (ventolin)

Arredemanto mimarlik dergisinin kapaklarini tasarlayan,odul ustune odul almaya doymayan,kendi tarzinda tek,yogun dusunsel altyapi sahibi,medari iftaar,nezih insan..(bkz: konsept) (blind)

Finansbank’ın yıldızı, atatürkçü düşünce derneğinin atatürk’ü gibi aşinası olduğumuz işlere de imza atmıştır. (ibrahim tatliseks)

Bülent hoca da denir kendisine (coldplay)”

Boran’ın dünkü logolar ile alakalı postunun yorumlarında adı geçti hocanın tekrar. O yüzden paylaşmadan geçemedim bu bilgiyi. Bildiğiniz gibi bundan 3-4 yıl önce Galatasaray Spor Klübü’nün 100.yılı kutlamaları sebebi ile her türlü basılı işte kullanılacak bir logoya ihtiyaçları vardı. Klüp yönetimi ne kadar saçma bir yol olduğunun farkına geç varsa da, bu logonun tasarımını halka açtı ve dedi ki: Galatasaraylılar seçecek logoyu. Futbol yurdumda çok önemli olduğundan, tasarlayan, tasarlayamayan, Fatma Teyze, Memed Amca bir logo yaptı gönderdi klübe. Babam bile diyordu ‘Ben de yapıcam ulan bi logo’ diye. Klübün kafa oldu ‘çorba’ bir anda, oluştu elde 1000’lerce logo. Sonunda klüp olayın altından kalkamayıp çareyi üstad Bülent Erkmen’in ofisinin kapısını çalmakta buldu. Bülent hoca tamam dedi, yaparım en güzel şekilde ve yaptı da. Klüp sonunda Türkiye’nin en baba ‘Design Office’ine giderek, kendisinden beklenen modern hareketi yaptı, Bülent Hoca da logoyu yaptı. Herkes yaptı birşeyler yapmasına ama, her ne kadar keyifli gibi görünse de bu logoyu tasarlamak, hassas işlerdi bu futbol işleri. Sorumluluk vardı milyonlarca taraftara. Yani benzemiyor devlet tiyatrosunun posterlerini yapmaya, kim bakar tiyatro posterine be ya? Buyrun Bülent hocamın logosuna bakın.

Logonun yayınlanmasının ardından Galatasaray cephesinde bomba gibi patlayan tartışma şuydu: Komplo teorisi mi dersiniz bilmiyorum ama; Fenerbahçe taraftarı olduğu bilinen hoca, Galatasaray logosunun içine ‘FB’ harflerini saklamıştı. Hoca bu yoruma bir röportajında dedi ki:

“Eleştiriler, böylesine popüler bir alanda iş yapmış olmanın doğal bedeli. Taraftarlık böyle bir şey, maço bir erkeğin aşk sandığı tutkusu gibi.”

Güzel laf etmişti hoca herzamanki gibi. Bunu bilerek mi yaptı? Şansa mı böyle birşey denk geldi? Millet mi paranoyak? Ben mi manyağım anlamadım. Ama şunu biliyorum ki ‘Hocanın vurduğu yerde gül biter’.

Hoca imaj: Dexigner.com

 

 

6 comments September 23rd, 2008

Saul Bass, tasarımcı, animatör, güzel insan

Ahir zamanların en mühim grafik tasarımcı-ilüstratörlerinden Saul Bass‘ın ilham verici bir kısım işlerini bugün Scott Hansen’in ISO50 blogunda gördüm.  Bakınırken bulduğum en ilginç Saul Bass anekdotu ise Hitchcock’un ‘Psycho’sunda meşhuur duş sahnesinin esasında Bass tarafından çekilmiş olduğuna dair olan idi.

July 1st, 2008

Hafriyat Karaköy’de Alternatif Seçim Afişleri Sergisi

nah3.jpg

Hafriyat Karaköy’de seçime 5 gün kala, mevcut duruma gıcık olanların tasarladığı seçim afişleri sergisi açılıyor. Benim hazırladığım iş yukarıda. En sonunda yıllardır üzerinde çalıştığım ama bir türlü başaramadığım “NAH!” piktogramı için gereken öfke odağını sağlayacak bir vesile buldum. Gururluyum.

Tanıdığımız, beğendimiz bir çok kişi tarafından bezenmiş bu sergideki dev afişleri görmek isteyenler için adres şöyle:

Necati Bey Cad. No:79 Karaköy / Tel: 0212 245 31 68

2 comments July 17th, 2007

Değerli (ve vulgar) Çöp

dunya kadar mal

Bundan 5-6 yıl mukaddem bunlardan bir seri yapmıştım, şimdi oldukça yavan geliyor ama grafik tasarım lezzeti hoşuma gitti, nostalji hissiyle koyuyorum.

January 21st, 2007


Takvim

May 2017
M T W T F S S
« Mar    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler