Kurak But – Gerçek Pop Star


Kurak But – Gerçek Pop Star from Kurak But on Vimeo.

Gerçek Pop Star

Uyanıpta imajını kaybeden
Aynada aslını göremeyen
Bunu kendine çok dert etme sen

Gerçek bir ‘Star’ olmanın tek yolu
Kurak But’ta bunun formülü
Bir kağıt, bir de kalem lütfen…

Kooot Pantolooon
Deri Ceket, Bir T-Shirt
Olmadı az jöle
Olsun o pop star

Gerçek Pop Star: Nilüfer
Söz: Kurak But
Müzik: Kayahan

24 comments March 9th, 2009

Kurak But feat. Serter Kek – Perişan

kurak-but-perisan

Yine Kurak But! Bas Dinle.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

2009’un pop sansasyonu, anti starı, tekrar eskilerden bir tını, bir daha bayat sözler, entel-hasan bir kolaj ve kalın sesli bir darbukacı.

Tam derinliklli bir müzik bilgim olmadığı için bilmiyorum nasıl yaklaşılır bu tip ‘durum’lara. Ama Kurak But’un bize bir şeyler söylemeye çalıştığı kesin. Devamını merak ile bekliyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kurak But’un eski parçaları için tıklayınız

Hayırdır İnşallah?

E Tabii Kırılır 

January 21st, 2009

Cesur yeni müzik


Circlesquare – Fight Sounds Pt.1 from Bienvenido Cruz on Vimeo.

Bir Joy Division estetiği, bir shoegazing ağırbaşlılığı, bir dubstep coşkusu, bir Depeche Mode uyuzluğu, ordan burdan şurdan, işte yeni müzik.

7 comments January 17th, 2009

Aylin Livaneli

90’ların ‘Pop Kültürü Furyası’ mağdurlarından, müziklerini kendisinin yaptığı ‘Bana Müsade’ albümü ile Kral TV / Pop 10 listesinde uzun süre 1 numarada kalan, çok muhterem Zülfü Livaneli‘nin güzeller güzeli eski popçu kızı Aylin Livaneli ‘Yazarmış’!

Popçu iken çok beğenerek dinlediğim ve izlediğim performansını yazarlığa da yansıttığını düşünerek, ilk kitabını okuyacağım o günü ip ile çekiyorum.

Aylin Livaneli Pop Star imaj: google
Aylin Livaneli Yazar imaj: www.aylinlivaneli.com

Önemli Not
İster inan ister inanma, geçen hafta aldım ‘Yazar’ imajını sayfasından. Bugün tekrar girdiğimde Livaneli’nin sayfasına, onun tekrar pop star olduğunu görüyorum ve şaşırıyorum. Allah insanı şaşırtmasın. Yeni parçasını burdan dinleyebilirsiniz.

10 comments December 2nd, 2008

Dansbandsmusik







İsveç’te 1950 ve 1960’ların popüler müziğinin etkisinde ortaya çıkan Dans Orkestraları 70’lerde bölgeyi etkisi altına almış. Önce İsveç, daha sonra Danimarka, Finlandiya ve Norveç’te mutluluk yaymışlar. Google’da konuyla ilgili çok fazla malzeme var. Eşsiz kostümlere göz atmak isteyebilirsiniz.

1 comment November 14th, 2008

Kırotör

Halkın %49’u din ve devlet işlerinin tekrar ayrılmasını düşüne dursun. Aynı halkın %90’ı ‘Popüler Kültür’ü takip ederek hayatını idame ettiriyor.  Bize laf düşmez, alan ve satan memnun her zamanki gibi. Geçenlerde ‘Dali’ sergisine giden, oradan çıkıp Cevahir’de gününü geçiren halktan bahsettiydik. Aynı halkı daha da memnun edecek bir sergi açmışlar ‘Kırotörler’ bu alışveriş merkezlerinde. Bu seferki sürreal mürreal değil, halis mulis gerçek.  En meşhur dedimkodum dergisi ‘HAFTASONU’nun ’41 YILLIK MAGAZİN TARİHİ’ isimli sergisi.  Küçük görüyoruz gibi anlaşılmak istemem, aksine bu tip sergileri başarılı buluyorum sağda, solda ve devamını diliyorum etrafta.  Konseptin mekan seçiminden, seri seçimine kadar aldığı kararlardan dolayı tebrik ediyorum kim ise bu serginin ‘Kırotörü’.  Dali ve Picasso’dan daha fazla algılanacağından emin olduğum bu sergi ilham veriyor insana.  Çünkü halkın bilgisi var Hülya’nın 90 lardaki gol kralı manitası hakkında. Dolayısı ile fikir yapabiliyor turlarken, güven geliyor kendilerine, tadını çıkartıyor sergi gezmenin. Uzun lafın kısası güzel hareketler bunlar.  Kendi seçtiğim, serginin nadide sultan parçaları olduğuna inandığım, evimin duvarına asmak istediğim işleri etrafta ile paylaşmak isterim.

October 28th, 2008

CEVAHİR ve benzeri

İlk Amerika’da gördüm büyük alışveriş merkezi denen şeyi. Galeria, Akmerkez, Carousel derken sardı kimliğine yakışmayan şehrimi bu büyük yaratıksal binalar silsilesi. Avrupanın en büyüğü bile yurdumda imiş, gidip görmeden edemedim ve çektim bir iki fotoğraf Etrafta için. Herkes sorar durur millette para yok nasıl geçiniyor bu binalar ve içindekiler diye. İş gayet basit duyduğuma göre, mesela bir marka, diyelim ki ‘NIKE’ açıyor bir dükkanını bu merkezlerden birine. Aylar geçiyor, dükkan zarar ediyor gibi gorünüyor dışarıdan sana bana. Halbuki iş böyle değil; Eskiden bu markayı satın alabileceğimiz dükkanlar yaptıkları reklamlar sayesinde bizi dükkana çekerlerdi şimdi ise rekabet ortamı değişti. Büyük merkezlerdeki dükkanlar bu markaların ‘Reklam Panosu’ olarak kullanılmaya başlandı. Kiralayacağına ‘NIKE’ Taksim’de bir pano, açıyor KANYON’da bir dükkan. Prestij hesabı, açmaz ise olur mu şimdi kalınır mı ‘ADİDAS’ın altında. Bunların çirkinliği ve popülerliği hakkında söylenecek çok laf olsa da, bu bahsettiğim sadece bir detay bu silsile hakkında. Sonumuz hayrola.

1 comment October 21st, 2008

ATHENA

Evvel zaman içinde, alternatif, ska, punk, pop müzik grubu ATHENA’nın Kurt Cobain’in ‘BLEED’ adlı parçasına yapılmış ‘Köpek’ coverını kapsayan ‘İT’ albümünün kapak tasarımını yapmak bana kısmet olmuştu. Single, Cobain’in bu meşhur parçasının coverı olduğundan ve bu parça çok bilindiğinden ve sevildiğinden, Athena kardeşler ve plak şirketi ile süren uzun tartışmalar sonucu, kapağın aşağıdaki şekilde: Imajsız, ‘ATHENA’ grubunun adı bile olmadan, siyah ve beyaz renkler ile ifade edilmesi kararı alındı.

Bu karar alındı alınmasına ama, etrafta daha başka şekilde alınanlar da vardı. Grubun ‘Fenerbahçe’ taraftarı olması halk tarafından bilinen birşey idi. Sonuç olarak ismini şu anda hatırlamadığım ‘Beşiktaş’lı olduğu bilinen meşhur bir yazar ‘Vay Athena Beşiktaş’a ‘İT’ mi demek istiyor’ diye gazı vermesi ile ortam karıştı. Daha önceki postlarda da ifade ettiğimiz gibi ‘Futbol’ en sorunlu hastalık bizim memlekette. E nooldu bunu duyan BJK taraftarları resimsiz bir CD kapağı yüzünden, Athena kardeşlere tehditlerde bulunmaya başladıl ve grubun inönü stadında olması planlanan konseri yine resimsiz bir CD kapağı yüzünden iptal edilmek zorunda kaldı.

E tabi bu durum ‘Fenerbahçe’ cephesinde de yankı yaptı. Fenerliler altta kalır mı, Athena’yı yanlız bırakır mı? Yaklaşık 2000 fenerli, hemen o hafta oynanacak olan Fenerbahçe- Beşiktaş derbisinin öncesinde bu altta gördüğünüz pankartı açtı. Renkler ATHENA’yı zor durumda bırakmamak adına negatif kullanılmıştı ama mesaj ortada idi.

Bir daha ‘Çarşı’dan geçemeyeceksiniz diyenler mi istersin, İnönü’ye bir gelin de görüşelim diye numara gözükmeyen sms’lermi istersin, savaş sebebi olmuştu bizim ‘minimal’ CD kapağı. İşler iyice karıştı, tehdit sayıları arttı. Athena kardeşlerin bir şey yapmaları lazım idi. Şirketleri ve menejerleri ile yapılan toplantıdan sonra grup çareyi siyah-beyazlı camiadan özür dilemekte buldu.

Uğursuzluk mudur, kabiliyetsizlik midir, sevimsizlik midir bilinmez. Olan bizim single’a oldu. Klip döndü bir kaç ay, piyasanın da çöküşlerde olmasından CD satmadı. Bu albüm grubun ‘Fenerbahçe 100.yıl’ marşını yapmasından bir önceki albüm idi. Fenerin 100.yılı Athena nın 10. yılına denk geldi. Grup popülerliğe müzik beslenmesi adına ara verdi. Şu anda ikiz kardeşler Londra’da yaşamakta ve hedefte olan yabancı bir şirket ile çıkacak ingilizce albümün çalışmalarına devam etmekte… Merak ile bekliyoruz.

2 comments September 26th, 2008

SAGMEISTER, My Master

5 kuruş etmezmiş şu bizim Sagmeister! Biliyorum ki bir çoğumuz biliriz bu ismi. Adını bilmeyen işlerini bilir bu adamin illa ki. Hiç bilmeyenlere de duyurulur, grafik tasarımın haşarı popüler çocuğu diyor bir dizayn dergisi onun icin. İşleri öylesine kendine has ve çarpıcı ki kimse kopyalayamıyor yada tahtına yaklaşamıyor bu adamın. Grafik dünyasının ‘Michel Gondry’si diyorum ben ona. Seviyor kendine has efektleri ile iletişim kurmayı Stephan Sagmeister.

Her güzelin bir kusuru var demişler, her ne kadar halen başarılı ve etkili olsa da popüler bir kimse kendisi. Kalkmıyor yerinden artık eskisi gibi. Yani kalkıyor kalkmasına ama genelde uçak ile, o konferanstan bu sergi açılışına… Popülerlik zor iş vallahi, düşman başına.

Onur’un dünkü postunda bahsettiği Sagmeister’ın paralar ile yaptığı enstalasyonun etrafında ufaktan bir proje yapma olasılığım oldu geçenlerde. Genç bir tasarımcı olarak Amsterdam’da yaşadığımdan yakınım doğal olarak tasarım ortamlarına. Bir e-mail aldım bir kaç ay önce, şöyle diyordu Sagmeister’ın PR’cıları, Sagmeisterin sesinden:

‘Efenim, üstadın hayalindeki işlerden biri olan 250,000 euro cent in biraraya gelmesinden oluşan bir text enstalasyonu yapılacakmış. Bu enstalasyonun yapılması için çok saygıdeğer Sagmeister’in benim gibi Amsterdam’da yaşayan genç ve enternasyonal tasarımcıların desteğine ihtiyacı varmış. Eğer ki vaktimiz var ise onun bu yeni işine gönüllü yardım etmemiz mümkün müymüş?’

Dedim ki; Allah! yıllardır beklediğim o an geldi!!! Sagmeister buraya geliyor, burnumun dibine ve onun bir işinde öyle ya da böyle bir çalışma fırsatı. İnanamadım gözlerime. Hemen cevap yazdim e-mail ile.

‘Ne demek müsait misiniz sayın Sagmeister? İlla ki var vaktimiz, yer ve zaman belirtirseniz.’

Günlerden o gün geldi çattı. Hazırlandım kafamda güzel bir şekilde. Gittim enstalasyonun olacağı yere. Üstad büyük organizasyon kurmuş. 250.000 tane euro cent renk tonlarına göre ayrılmış. Yazılmak istenen text dizayn edilmiş ve karelere bölünmüş. Biz toy tasarımcılara şemalar hazırlanmış. Şema söylüyor sana nereye hangi ton euro cent i yerlestireceğini. Yapıştırma yok. Bırakıyorsun parayı durması gerektiği yere. Kolay iş yani, pek yaratıcılık gerektirmiyor. Örgü örmek gibi birsey, kendisi yaratmış deseni.

Yere yazılacak olan tekst şöyle.

‘OBSESSIONS MAKE MY LIFE WORSE AND MY WORK BETTER’

‘TUTKULAR HAYATIMI BETER VE İŞLERİMİ GÜZEL YAPIYOR’

diye tercüme etmeyi tercih ettim.

Bana da verdiler bir kare taş ve farklı tonlarda dört kap euro cent, başladım gorevimi yapmaya. En güzel şekilde yapıyorum ki Sagmeister gelip kontrol edicek bakacak diye. Şurda tek ‘Türk’ tasarımcıyız üstadın işine yardım eden, memleketi adam gibi temsil edelim hesabı. Ben ve diğerleri çalışıyoruz haldır haldır, koyuyoruz paraları ard arda. Ama ben kesiyorum üstad geliyor mu diye arada. 1 kare bitirdim, ikincisine gectim üstad hala yok. 3ncüye geçmeden o bana ilk başta kapları veren, herkese ne yapacağını söyleyen, üstadın asistanı olduğunu tahmin ettiğim ‘JOE’ yu gördüm yeni gelen kızlara ne yapılacağını tekrarlarken. Dayanamadım,
joe dedim: Where is sagmeister?
Joe dedi: He is in Japan.
Tunç: ???


Sagmeister Inc. from tunctunctunc on Vimeo

Ne Japonyası ya? Ne alaka ya? Hayallerimin suda yıkandığı andı o an.
O sırada ‘JOE’ bağırdı:

‘OK guys LUNCH time!’

Ben dedim: Siz gidin kardeşim ben çalışacağım. Herkes yemeğe gitti. Ben kaldım koca meydanda Sagmeisterın son şaheseri ile başbaşa. Gösteremeyecektim Türk’ün gücünü üstada, o yoksa benim ne işim vardı burada? Aslında kırılmıştı kalbim ucundan acık. Yani üstadsan üstadlığını bil kardeşim, gel dur işinin başında. Hadi CD kapağını yaptır yanındaki asistanlarına ama gel şuraya en azından 5 dakika. E be üstad koskoca enstalasyon, bilmiyorsun ki manyağın teki çıkıp yanlış bir şey yapar mı?


Sagmeister Teaser from tunctunctunc on Vimeo.

Böyle bir güzel hainlik yaptım kendimce ve uzaklaştım bu samimiyetsiz tasarım ortamından gizlice. Tasarım Anarşizmi mi dersiniz? Milliyetçilik mi dersiniz? Egoistlik mi dersiniz? Adını siz koyun, bizim 5 yeni kuruşu ben koydum bile Sagmeister’ın 300.000 euro centten yapılmış deseninin göbeğine. Bu kimi için küçük bir adımdır ama Türk tasarımı için mübareke.

Sagmeister imajları hariç,
yukarıdaki tüm imajlar, videolar ve montaj:Cep telefonum
Soundtrack: Marina Taldic
Cep telefonum: Sony Ericsson w810i

Meraklısına: Sagmeister’ın en son işlerinin bulunduğu kitabi (üstten 3ncu imaj)
‘Things I have learned in my life so far’ piyasada.
İlk baskısını bitmeden internetten sipariş edin derim. Baya keyifli yapmış yine üstad. Birşey değil 30 dolarcık…

Meraksızına: Yukarıda izlediğiniz çalışma etrafta.com için özel olarak yapılmıştır. Her hakkı saklı falan değildir. Herhangi bir yerde bunun bahsi geçebilir ve geçmelidir. Bu tip hareketler burada devam edecektir.

tunctunctunc, 2008, Sagmeister Attack!, etrafta.com

not: Aşağıdaki, o tüm yukarıdaki hikayeyi anlattığım 1 dakikalık video Sagmeister Inc. e yollanmak üzere yapılmış ve yollanmıştır.


SAGMEISTER, MY MASTER from tunctunctunc on Vimeo.

Sagmeister, My Master
Güfte ve Beste tunctunctunc
Müzik Marina Taldic

Sagmeister Projesinin Detayları için tıkla

10 comments September 24th, 2008

Loading

Bobiler.örg‘ü az önce keşfettim. Biraz Something Awful, biraz Hafriyat, biraz Sezyum kafasındalar, genel olarak fotoşop işleri diyebiliriz. Eğlenceli, az politik, pop-kültür güzellemeleri.  Bakınız.

1 comment July 11th, 2008

Previous Posts


Takvim

July 2017
M T W T F S S
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler